Başlığı olmayan
yazı
Bu yazının adı yok. Bu şeyin adı nedir bilmiyorum.
İlla da bir doğru tanım olması mı gerekiyor zaten? Tanımlar koşullar,
insanlar, zamanlara göre öyle çok değişebilen şeyler ki!
Bunu da yine dağlarda, bozkırlarda, arazilerin içinde bi başıma,
yapayalnız, korkunun aklıma bile gelmediğini, sessizlik ve yalnızlığın ne büyük
kudret olduğunu fark ettiğim anda, koşarken anladım.
Bazen 1 saatte hiçbir şey yapamıyor insan. Bazen de o 1 saatte bin tane şey
yapabiliyor. E o zaman 1 saat uzun diyorsun, ya da yetmedi çok kısa.
Al sana zamanın göreceliliği.
Bazen 1km’lik yol dediğin mesafe, yok efendim çukur, yol çalışması, lastik
patlaması filan derken saatlerce bitmiyor. (Bakınız İstanbul trafiği; evinin
köşesindeki sokakta tıkandı mı, eve gidişin arabadan insen 4 dakika, arabayla 2
saat)
E al sana mesafelerin göreceliliği.
Kalbim bedenime sığmaz
oldu
Ben kalbimden, gönlümden, aklımdan geçenleri bu ömre sığdıramayacağımı
anladım arkadaşlar.
Hepsine yetişeyim derken, kaldırıma takılıp düşücem, yarım kalacak belki.
Olsun. Düşene kadar koşarım.
Düşüne taşına, dağ tepe koşa yürüye bi fikrim geldi. Ben ne yaparım, ne
yapmayı, nasıl yapmayı severim hiç kaleme alıp önüme koymamışım. Kurumsalda
yapardım. Bilirdim. O misyondan, o amaçtan çıkmazsın. Yol haritandır. Ona göre
bi işe evet/hayır dersin. Herkes için de bilinir olduğundan, işin kolaylaşır. Kimse
sana alakasız bir istekle, ricayla gelmez. Konun, amacın, kuralın budur.
Ha fikrimi ne kadar uygulayabileceğimi bilemiyorum. Çünkü ayran gönüllüyüm.
Kıramıyorum, canım çekiyor, birden merakım kabarıyor, hemen odağımı kaybedip o
işe de sarılıyorum 4 elle.
Ama dün 43 yaşıma girdim. E bari biraz bi şey öğrenmiş olayım di mi?
Kendimi dinlendirecek, kendime zaman kalacak kadar evet diyebileyim.
Du bakalım.
Deneyeceğim.
“Yonca ne işe yarar, nasıl yarar, ne yapmak ister” açıkça söyleyeyim dedim.
Yol koşu ve maratonları konusunda daha seçiciyim. Asfalt sevmiyorum. İnsan
yapımı zemin değil, doğada olmak istiyorum. Sporun insana kattığı değerler
adına koşuyorum. Başarı benim için bu. Koşamadığım da yürüyorum. Eğer iyi
hissetmezsem çekilme/bırakma kararımı alabilme özgürlüğümüz olduğunu ve DURMA
hakkımızı kullanma gücümüz olduğunu hatırlatmak için spor yapıyorum.
Odaklanıyorum.
Dağılmıyorum.
Toplum Gönüllüleri Vakfı ile Anadolu Arıları konusunda çalışmaya devam
edeceğim. Arıları kurtarmak için çalışıyorum. Destek olmak isteyenler, TOG ile
bağlantıya geçebilir.
Hiçbir yerden bağımsız bir dolu insan bireysel veya grup halinde harika
şeylerin peşinden iyileştirmek için, değişim için koşuyor. Tutun ellerinden,
katılın. Yalnız değilsiniz. Yalnız başlasanız da birleşiriz bir yerde, bilin.
Ben içinde UMUT olan konularla ilgili çalışacağım, içinde UMUT olan şeyleri
paylaşacağım. Bu köşedeki kişisel POLİTİKAM budur.
UMUT VARdır.
Anneliğimi yazdığım yazıdan çıkarın değerlerimi.
Doğaya olan aşkımdan çıkarın görüşlerimi, tarafımı, saygı duyduğum,
inandığım şeyleri.
Sporculuğumdan anlayın adalet, etik, eşitlik, kardeşlik, özgürlük
değerlerimi.
Umut, Doğa, Çocuk, Genç, Spor, Annelik, Kadın konularıdır yazmayı sevdiğim
şeyler.
Çünkü ben buyum.
Kadınım, anneyim, çocuğum, gencim, sporcuyum, umutluyum, canlıyım.
Endişeleri, olmazları, olumsuzlukları değil; çözümleri, olasılıkları anlatabildiğim
şeyler için koşturmaya, yazmaya ve konuşmalar yapmaya devam edeceğim.
Duygu sömürüsü veya bilgisizlikle prim yapma konularıyla işim yok.
Bilmediğim konuda bilene bakınız, bana değil. Yaşamadığım şeyi nasıl bilip
yazayım?
Hiçbir kişi, şirket vesaire ile görüşümü, oluşumu, özgürlüğümü
kısıtlayacak; fikrime, eleştirime, hissime mani teşkil edecek kısıtlayıcı, algı
yönetici tek bir şey yapmadım, yapmayacağım. Atıp tutan olmasın. Bu konuda
anlaşalım.
Koca Dünya’da milyarlarca iyi şey de olurken, veya elinden tutarsan
olabilecekken, tek pürüze takılıp her şeyden vazgeçenler, bırakanlar; bardağa
konan sinek yüzünden bi bardak suyu dökenlerden, veya sineği kovalamak yerine
öldürenlerden olmayacağım.
Sineği uçurup suyu kana kana içen; olmadı bir ağacın dibine döküp ağaca su
veren olacağım. Sözüm söz.
Bu yazıyı neden yazdım bilmem.
İçimden geldi.
Geri dönüp acaba böyle yazmasa mıydım, yanlış mı anlaşılır filan demeden,
olduğu gibi gazeteye yollayıp, kızım ve oğlumla sohbete yetişeceğim.
Yapacak ne çok şeyimiz var ve hayat çok uzun.
1 saniyeye milyar şey sığar istedin mi...
İste, sığdır, yaşa.
Yonca
“nefes alıyorum”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder